Mezopotamya Ovası’na açılan taş teraslar, çok dilli sokaklar ve yüzyılların biriktirdiği sofralar.

Şehri keşfet

Mardin’in eski şehri tek bir yamaç üzerine kurulmuş büyük bir seyir terası gibidir. Yolculuğa Birinci Cadde’den başlayın; ardından dar geçitlere ve abbaralara saparak taş işçiliğinin ayrıntılarını izleyin. Sabah ışığı sarı kalker cepheleri yumuşatır, akşamsa ovayı bakır rengine boyar.

Zinciriye Medresesi ve Kasımiye Medresesi, şehrin mimarisini ve suyla kurduğu sembolik ilişkiyi anlamak için iyi duraklardır. Vaktiniz varsa Deyrulzafaran Manastırı’nı rehber eşliğinde gezin. Midyat’a ayrılacak ayrı bir gün, bölgenin taş konaklarını ve zanaat geleneğini daha yakından görmenizi sağlar.

Mardin mutfağı yolculuğun başlı başına bir bölümüdür. Kaburga dolması, sembusek, ikbebet ve badem şekeri kadar, farklı toplulukların sofraya taşıdığı baharatlar da önemlidir. Yazın öğle saatleri çok sıcak olabildiğinden ilkbahar ve sonbahar yürüyüş için daha uygundur.